ATIĞ Ailesi ve Sadun ATIĞ


Atığ Ailesi, birkaç nesildir Kocaeli yöresinde at ve sığır yetiştiriciliği yapıyor. Bu nedenle de at yetiştiriciliği Atığ Ailesi üyeleri için, dedelerden gelen bir meslek. Atçılık mesleğinin nesiller boyu sürmesi nedeniyle, aile üyeleri çocukluk çağlarından itibaren atlarla birlikte olmuş, at sevgisi ile büyümüş ve atlarla olan iletişimi bir yaşam biçimi haline dönüşmüş.

Bu nedenle de nesiller boyunca atçılığı meslek olarak seçmişler.
 

Atığ Ailesi’nin bir üyesi olan babam Sadun Atığ, 1924 yılında İzmit’te doğmuş. Çocukluğundan itibaren aile çiftliğinde at ve sığır yetiştiriciliğinin içinde büyümüş. Orta öğrenim için İstanbul’a Galatasaray Lisesi’ne yatılı olarak gelmiş. Burada öğrenimini sürdürürken, hep içinde at sevgisini yaşatmış ve çok genç yaşta meslek olarak yetiştiriciliği ve yarışçılığı seçmiş.

Sadun Atığ, 1949 yılında Türkiye’deki en genç atçılardan biri olarak yarış hayatına girmiş. Yarışçılık forması Galatasaray’ın renklerini taşıyor. İlk yarış atları olan Gülşah ve Gülhatun ile çok büyük başarılar kazanmış. 1949 yılında Coup de Roi-Mountain Daisy orijinli Gülşah, o zamanın en kuvvetli taylarının korkulu rüyası olmuş.

Çok kıymetli atlarımız olan, Gazi Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibi Sadettin onun torunuydu. Gülhatun ise meşhur Adalı’nın öz kardeşiydi.

Babam, bir yandan yetiştiricilik ve yarışçılık yaparken, diğer yandan da atçılık camiasına katkıda bulunmak düşüncesiyle, 1950 yılında kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye Jokey Kulübü’ne 1956 yılında Asli Üye olarak kabul edilmiş. Böylece babam için Kulüp ikinci bir çalışma alanı olmuştur. Yine 1955 yılında doğan ağabeyim Sadettin ve 1960 yılında doğan benim için de Türkiye Jokey Kulübü, doğumumuzdan itibaren içinde bulunduğumuz bir camia olmuştur.

Sadun Atığ, 1970 yılında Sadettin isimli atıyla Gazi Koşusu’nu kazandı. Böylece Doç.Dr.S.Çalık tarafından yapılan son gümüş Gazi Heykeli’nin sahibi oldu. Ayrıca, atımız Sadettin’in 2.29.05 derecilik rekoru uzun yıllar kırılamadı.

Sadun Atığ, 1969 yılında TJK Yönetim Kurulu Üyeliği görevine seçildi. Bundan sonra ise TJK’nin birçok yönetiminde görev aldı. Bununla da kalmadı 1972 yılındaki Genel Kurul’da Başkanlığa seçildi. 1975 yılına kadar yürüttüğü bu görevinden, işlerinin yoğunluğu nedeniyle yeniden aday olmayarak ayrıldı. Sonraki yıllarda tekrar hizmet vermek istedi ve 1979 yılındaki Genel Kurul’da Türkiye Jokey Kulübü Başkanlığı görevine yeniden seçildi, ta ki 1980 yılı 31 Mayıs’ına kadar.

31 Mayıs 1980 günü, Ailemiz için çok acı ve üzüntülü bir gündü. O günkü duygularımızı ve yaşadıklarımızı satırlarla anlatabilmemiz, daha doğrusu ifade edebilmemiz çok zor.

Babamız Sadun Atığ çok genç bir yaşta, 56 yaşında vefat etmişti.

TJK’nin tarihçesini yazan Nimet Üyken, kitabında şöyle ifade ediyor :

”At yarışları programı devam ederken, 31 Mayıs Cumartesi günü atçılık ve yarışçılık camiası yeni bir acıya gark oldu. Türkiye Jokey Kulübü’nün Başkanı Sadun Eşref Atığ vefat etmişti. Atçılık çevrelerinde “Baba” diye anılan Sadun Atığ, Türk Yarışçılık ve yetiştiriciliğine bizzat kendisi büyük emek verdiği gibi, Jokey Kulübü yöneticisi ve başkanı olarak yarışçılığımızda kurumsal gelişme ve genişlemenin öncülerinden olmuştu. Bunun dışında, şahsi münasebetleri nedeniyle Jokey Kulübü ve Basın ilişkilerinin yakınlaşmasında büyük rol oynamıştı.”

 

Şair Ümit Yaşar Oğuzcan Babam için şu dizeleri yazmıştı :

Sadakat, vefa ise cihanda aradığın;
Bulursun gözlerinde at denen yaratığın.
Kavuşmuş atlarıyla en yüce mutluluğa,
Kalbi at at diyerek atar SADUN ATIĞ’ın.

Bir karikatürist ise babamın vefatını, “gözü yaşlı atları” çizerek anlatmıştı. Yani babam vefat etmiş ve arkasından atlar ağlıyordu.

Bütün bunlar Atığ Ailesi için çok anlamlı şeylerdi. Vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, Babam hakkında zaman zaman onu tanıyan herkesin sevgi ve saygı ile bahsetmesi Ailemizi her zaman onurlandırmaktadır.

Bu dönemde ağabeyim Sadettin Atığ ve Ben, eğitim nedeniyle İngiltere’de bulunuyorduk. Acı haber üzerine hemen döndük. Bundan sonrası ise, birlikte büyüdüğümüz atlarımız ile birlikte yeni bir yaşamın başlaması oldu. Ben ve Ağabeyim de çok genç yaşlarda sorumluluk üstlenmiştik.

Atçılık, bizim de mesleğimiz oldu

Böylece, 1980 yılında babamın vefatı sonucu 20 yaşında ailemizin mesleğini seçmiş oldum. O günden itibaren bu mesleği zevkle ve büyük bir sevgi ile yapıyorum. İzmit Sapakpınar’daki haramızda bir yandan yetiştiricilik yaparken diğer yandan da at ithal ediyorum. Babamdan devraldığım Galatasaray forması ile yarış hayatım kesintisiz devam ediyor. Yarışlarda kazanılmış yüzün üzerinde derecem ve birçok kupam var.

1980 yılında yaşanan Seyis Grevi sırasında, birçok atçımız bu mesleği bırakırken, biz yolumuza devam ettik. Çünkü atçılık, nesillerimiz boyunca devam eden bir meslek ve biz de bunu devam ettirmeyi çok istedik. Bizden sonra çocuklarım da bu mesleği yapmak isterler mi bilmiyorum, ama onlar da tıpkı bizim gibi doğduklarından itibaren atçılığın içindeler. At sevgisi onların da yüreklerini çepeçevre sardı tabi.

Atlarla içiçe büyüyen kişilerin duyguları çok farklıdır. Atlarımız bizi görür, tanır, aramızda manevi bir bağ vardır. Elimizde doğan atımızın yarış kazanması, onun başarısını görmek çok büyük bir keyif yaşatıyor insana.

Sivil Toplum Kuruluşlarının önemi

Tıpkı babamız Sadun Atığ’dan gördüğümüz gibi, bizim için de Kulübümüzün önemi çok büyük. Ben 1986 yılında Türkiye Jokey Külübü Asli Üyeliği’ne kabul edildim. O günden itibaren de Kulübün bütün faaliyetlerini ilgiyle izliyorum.

Safkan İngiliz Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin üyesi olarak Yönetim Kurulu’nda görev yaptım ve 2001 yılında Dernek Başkanlığı’na seçildim. Bu görevi, Yönetim Kurulu’nda görevli ekibimiz ile birlikte sürdürüyoruz.

Ayrıca, Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin de üyesiyim.



 

::

Sadrettin Atığ kimdir ?

::

Atığ Ailesi ve Sadun Atığ

::

Sadettin ATIĞ

 

 

       
 

 

       

Atığ Ailesi

Atları

Sektör Yayınları

TJK Yarış Takvimi

Türk Atçılığı

İletişim
Medya

Linkler