|
Küheylan Dergisi
Temmuz – Ağustos 2001
 |
Atçılığa Nasıl Başladınız?
Türkiye Jokey Kulübü Başkanlığı da yapmış ve at yetiştiricisi
Sadun Atığ’ın oğluyum. Yani, birçok büyüğümüzün bildiği gibi
ben doğuştan atçıyım. Doğduğumdan itibaren bu camianın
içindeyim. Çocukluğumuzda benim ve ağabeyimin ismini taşıyan,
Sadrettin ve Sadettin isimli atlar çok başarılı, rekortmen ve
de şampiyon olmuşlardı. Bizler için o zamanlar sadece spor
olan atlar, babamın 1980 yılında vefatından sonra meslek
haline geldi. Atçılık ve yetiştiriciliğe, babamızın bıraktığı
yerden devam ediyoruz.
Atçılığa gönül verdik. Hatta, 1980 yılındaki seyis grevi
sonrasında bazı atçılarımızın bile bu mesleği bırakmasına
rağmen, biz yolumuza devam ettik.
Çok genç yaşta başladığım bu mesleği, dünyadaki her yeniliği
takip ederek, araştırarak, sürekli bilgi edinerek severek
yürütüyorum. Bugün hem haramızda yetiştiricilik yapıyorum, hem
de at ithal ediyorum.
Mesleğimizin en önemli sivil toplum kuruluşu olan Türkiye
Jokey Kulübü’nün Asli Üyeliği’ne, 1986 senesinde başvurdum ve
kabul edildim. TJK ile işbirliğimiz halen devam etmektedir.
İyi bir at nasıl yetiştirilir?
İyi bir atın yetiştirilmesinde önemli olan bazı noktalar
vardır : Orijini, beslenmesi, |
bakımı ve antrenmanı. Atlar, hisli oldukları için değişik
tepkiler verirler ve değişik performans gösterirler.
Sevdikleri şeyler farklı olur. Kardeşler arasında farklılıklar
her zaman olur. Kardeşlerden biri şampiyon olur, diğeri
olamayabilir. Aslında bu anlamda da insan yaşamı ile çok
benzeşir. Ama benim tecrübeme göre, bugüne kadar iyi bir at
yetiştirmenin kesin formülü bulunmuş değildir. Çalışmalar,
araştırmalar ve varsayımlar üzerine yapılmakta ve herkes kendi
tecrübesine göre hareket etmektedir.
İthal ettiğiniz atları nasıl seçiyorsunuz?
İthal edilen atlarda artık eskisi gibi fazla seçme şansı yok.
Her şey şartlara göre belirleniyor. Kısraklarda en önemli
konu, kısrak babasının iyi bir aygır olması gerekir, yani en
az iki tane grup üç kazanması önemlidir. Aslında bence, en
önemlisi unsur yapısıdır. İkincisi ise anne hattıdır, anne
hattında şampiyon olması tercih sebebidir. Eğer doğurgan bir
kısraksa veya daha önce yavruları olmuşsa, yavrularının
performansı daha önemlidir. Çünkü kendisi performans yapmış
bir kısrak olsa dahi, bazen hiç iyi yavru vermeyebilir. Her
zaman iyi yavru veren kısrak tercih sebebidir.
Bir atı yarışa nasıl hazırlıyorsunuz?
Tay dünyaya geldiği zaman altı ay annesi ile birlikte yaşar.
Altı ay sonra annesinden ayırırız. Yaklaşık bir sene kadar
kendisi gibi annelerinden ayrılmış taylarla birlik olur. Bir
buçuk yaşından sonra ise hipodroma gelir.
Bu arada hazırlık aşamaları içinde, başlığa, kantarmaya
alıştırılır, yedek gezintiye başlar, lonj yerinde lonj
yaptırılır, eğere alışması için keçe vurulur, keçeye
alıştıktan sonra eğer vurulur, eğere alıştıktan sonra idman
jokeyi veya apranti tıpkı tayın üzerine baygın biri yatmış
gibi göbekten biner, bu işlemden sonra ise tam binek başlar.
Binek çalışmaları sırasında ise; gezinti, tırıs, hafif dört
nallar, dört nal, süvari kenteri, kenter, sprint, galop, start
makinesi çalışmaları ve ardından yarış gelir.
Ülkemizde İngiliz atlarının yarış hayatı iki yaşında başlar.
Arap atlarının yarış hayatı ise üç yaşında başlar. Yarışa
hazırlanma süresi en az altı ay sürer. Bana göre tay, ne kadar
geç hazırlanırsa kemikleri açısından ve ilerideki yarışları
açısından o kadar faydalı olur.
Atlarınızla ilişkinizi nasıl ifade edersiniz?
Bu çok farklı bir duygu, bunu görmeniz gerekir. Hepsi beni
görüyor ve tanıyor. Hepsinin tepkisi farklı oluyor. Hepsine
sevecen yaklaşınca bunu hissediyorlar, aranızda bir manevi bağ
oluşuyor.
Üstelik bir de atınız yarışı kazanırsa dünyalar sizin oluyor.
Çünkü elinizde doğan bir atınızın başarısını görmek, çok büyük
bir keyif yaşatıyor insana.
Yarışlarda dereceleriniz var mı?
Yarışçılık hayatım, 1980 senesinde babamın vefatından sonra
babamdan devir aldığım forma ile bugüne kadar kesintisiz devam
etti. Yarışlarda kazanılmış yüzün üzerinde derecem var, bir
çok kupam var, bunları burada tek tek saymam mümkün değil.
Ancak burada hemen söyleyebileceğim, ailemizin Sadettin adını
taşıyan atı 1970 yılında 2.29.05 derecesi ile Gazi Koşusu’nu
kazanmasıdır. Rekorumuz uzun süre kırılamamıştır.
Türk atçılık sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk atçılık sektörü müthiş bir atılım yaparak, dünyadaki
yarış sever ilk on ülke arasına girmiştir. Jokey Klüplerinin
cirosu ve yarış adedi ile ilk on ülke arasındayız.
Özellikle TRT kanallarında yarışların yayınlanması ve altılı
ganyan bayilerinin Türkiye geneline yayılması ile oyun
rakamları ve ciroları büyük tutarlara ulaşmıştır. Bu ise
ikramiye rakamlarının artışını getirmiştir. Dolayısı ile
ikramiyeler yükseldikçe daha iyi atlar Türkiye’ye gelmeye
başladı.
 |
Dünya atçılık sektörü ile mukayese ettiğinizde neler
söyleyebilirsiniz?
Türk atçılığı dünya standartlarındadır. Dünya atçılığı ile tek
farkı korumacı bir sistemin mevcudiyetidir. Bu sistemin,
gelecek beş yıl içinde atlarımız daha iyi standarda çıktığında
ve Avrupalı rakiplerimizle mücadele edecek konuma geldiğimizde
kaldırılacağına inanıyorum. Türk atları, uluslar arası
yarışlarda 99 puan ve üstü atları geçtiği zaman bunlar
kalkacaktır.
Türk atçılığı Amerikan atçılığına benzer, idmanlar
hipodromlarda yapılır. Atlar hipodromlarda barınır. Avrupa
ülkelerinde antrenör, kendi yerlerinde veya idman pistlerinde,
idman merkezlerinde yapılır.
Bizim aygırlarımız, atçılığımızın desteklenmesi için çok ucuza
hizmet vermektedir. Bu kalitedeki aygırları dünyanın hiçbir
yerinde bulamazsınız. Bu da Türk yetiştiricisinin refahı için
Türkiye Jokey Kulübü tarafından yapılan bir hizmettir.
Sektörün gelişmesi için neler yapılmalıdır?
Eğitim, pazarlama ve tanıtım en önemli kavramlardır. Eğitimin
her zaman her alanda olduğu gibi sektörümüzde de önemi çok
büyüktür. Her kademedeki personelin eğitimi önem kazanmaktır.
Ayrıca, toplumun at yarışlarını bir kumar olarak değil, bir
spor yarışması olarak görmesinin sağlanması gerekir. Bu, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk’ten itibaren de böyledir. |
At satışlarının sağlıklı yürütülmesi için pazarlama
çalışmaları önem kazanmaktadır. Ayrıca, sektörümüzün kamuoyuna
daha iyi tanıtılabilmesi ve yurt dışına açılabilmemiz için
tanıtım faaliyetleri de çok önemlidir.
Sektörünüzdeki sivil toplum kuruluşlarının önemi nedir?
Demokrasinin bir parçası olan sivil toplum kuruluşları, temsil
ettiği grupların menfaat ve görüşlerini temsil ederler. Bu
nedenle de sektörümüz açısından çok önem taşımaktadır. Türkiye
Jokey Kulübü, Safkan İngiliz Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri
Derneği ve Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri
Derneği sektörümüze hizmet veren öncelikli örgütlerdir. Bu
dernekler ve ayrıca Jokeyler Derneği, Antrenörler Derneği ve
diğerleri ile de mesleki işbirliğimiz devam etmektedir.
Başkanı bulunduğunuz Safkan İngiliz Atı Yetiştiricileri ve
Sahipleri Derneği olarak neler yapacaksınız?
Bu göreve bilindiği gibi bir ay önce geldim. Ekibimizin en
büyük avantajı, yenilikçi, çağdaş, vizyon sahibi genç bir
kadro olmasıdır. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımın aileden
gelen atçılık tecrübeleri bulunmaktadır. Biz, bugünün vizyonu
ile Derneğimizi daha ileriye taşıyacağımıza inanıyoruz.
Hedeflerimize, kararlı adımlarla ve çağın gerektirdiği hızla
ulaşacağız.
Dernek olarak, Avrupa ile entegre olup, Türk atlarının
Avrupa’da ve hatta dünyada rekabet edebilecek düzeye çıkarmayı
istiyoruz. Türkiye Jokey Kulübü’nün aygırlarını E.B.F. Avrupa
Yetiştiricileri Fonuna kaydettirmek dolayısı ile gelecekteki
şampiyon atlarımızı dünyanın en büyük yarışı olan Briders
Cup’ta koşturmak hedeflerimizdir.
Avrupa yarışlarında Türk formalarını görmek, kısraklarımızın
Avrupa aygırları ile çiftleştirilmesi, yani atlarımız için
serbest dolaşım yine ulaşmak istediğimiz hedeflerden biri.
Bakanlık ile işbirliğiniz nasıl?
Bildiğiniz gibi sektörümüz Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na
bağlı. Sayın Bakanımız Prof.Dr.Hüsnü Yusuf Gökalp Beyefendiyi,
seçimlerimizden sonra ziyaret ettik ve kendileri ile
işbirliğine hazır olduğumuzu belirttik.
Sayın Bakanımızın çalışmaları ile ve Türkiye Jokey Kulübü’nün
sponsorluğunda Avrupa Birliği’nin uyguladığı sağlık ambargosu
çok yakında kalkacak. Gelecek sene EFTBA Avrupa Yetiştiriciler
Fonu yarışları Derneğimiz aracılığı ile Türkiye’de yapılacak.
Derneğin uluslararası bağlantıları var mı?
Derneğimiz, Uluslararası İngiliz Atı Yetiştiricileri
Derneği’nin kurucu üyesidir. Bu ilişki çerçevesinde her yıl
bir ülkede yapılacak olan EFTBA European Breeders Found
yarışlarının ilk ayağı Türkiye’de yapılacaktır.
Yine derneğimizin açılacak internet sayfaları aracılığı ile
dünyayla bağlantı halinde olacağız.
|